Dikkat Dağınıklığı

Son yıllarda yapılan çalışmalar Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) ve Dikkat Dağınıklığının erişkinler arasında ortalama %4 sıklıkta olduğunu ortaya koymuştur.

Çocukluk döneminde başlayan dikkat dağınıklığı sendromu, %75 genetik geçiş gösterir ve kalıtsal özelliği ve dolayısıyla da biyolojik yönü en güçlü olan psikiyatrik rahatsızlıktır.

 

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği Olan Kişilere Tahammül Etmek Zordur

Maymun iştahlı, sabırsız, aklına eseni yapan, başladığı işleri yarım bırakan, her şeyden çabuk sıkılan, uzun süre bir yerde oturamayan, karşısındakini dinlemeyen, çok konuşan, önündekini görmeyen, aklı hep bir karış havada olan, sıra bekleyemeyen, anlatılanı dinlemeyen, dağınık, bir şey işine geliyorsa yapan ama çoğu kez canı bir şey yapmak istemeyen, her şeyi unutan, kıpır kıpır, kural-sınır tanımayan bir kişiyle yaşamak ne kadar zordur. Çocukluktan itibaren anne ve babaları onların peşinde koşmaktan ve yaptıkları hataları düzeltmekten yorulurlar. Konuşkan ve girişken oldukları için kolay dost edinirler ve ancak onların albenisine kapılıp evlenen kişiler bir süre sonra yukarıda sayılan özelliklerden dolayı yılgınlığa düşerler. Hem anne babaları, hem eşleri onları suçlar: “Niye böyle yapıyorsun, o kadar söylüyorum, bir türlü laf dinlemiyorsun, hep burnunun dikine gidiyorsun”. Aslında kendisi de durumundan memnun değildir ama ne yapsın ki değişemiyordur. Sürekli eleştirilmek, bazı ortamlardan dışlanmak, işleri yarım bıraktığı için başarıyı tadamamak, bir şeyde istikrar sağlayamamak kişinin kendisini de üzer, özgüvenini sarsar. Sonra da “ne yapalım ben böyleyim der”. Zaten çevre de o kişide oldum olası var olan bu özelliklerin bir kişilik ya da mizaç problemi olduğunu düşünür. Böylece hem kişinin kendisi hem de çevresi hem fikir olmuş vaziyette, yardım arayışına girmezler.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği yüzyıllardır bilinmektedir

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bazılarının iddia ettiği gibi çağımızda “icat edilmiş” bir hastalık değildir. Bu özellikleri sergileyen kişiler en az iki yüz yıldır bilim adamlarının dikkatini çekmişse de bu durumun tedavisi ile ilgili gelişmeler oldukça yenidir. 18.yüzyılda ‘Kötü Çocuklar’ (Bad Children), 19.yüzyılda ise ‘Çılgın Budalalar’ (Mad Idiots), ‘fevri delilik’ (impulsive insanitiy), ‘yetersiz inhibisyon’ (defective inhibition) şeklinde tanımlamalar yapılmıştır. Sonraları bunun altında beyinle ilgili bir bozukluğun yatabileceği düşünülmüş ve 1902’de Stil, bu durumun ortaya çıkmasında çevresel faktörlerin yanı sıra organik nedenlerin de etkin olabileceğini öne sürmüştür. 1947’de Strauss ‘‘minimal beyin hasarı’’, 1962’de Clements ve Peters ‘‘minimal beyin disfonksiyonu’’ terimini önermişlerdir. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-II (1968) sınıflandırmasında ‘‘Çocukluk Çağının Hiperkinetik Reaksiyonu’’ olarak isimlendirilmiştir. DSM-III (1980), Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunu (DEHB) hiperaktivitenin eşlik ettiği ve hiperaktivitenin eşlik etmediği tip olarak iki alt gruba ayırarak tanımlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-9 sınıflama sisteminde bu bozukluk ‘‘Hiperkinetik Sendrom’’ ismi ile yer alırken ICD-10’da ‘‘Hiperkinetik Bozukluk’’ olarak yer almıştır.

Dikkat Eksikliği - Dikkat Dağınıklığı - Hiperaktivite Bozukluğu tanısı nasıl konur?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) üç belirti kümesinden oluşur: 1) dikkat dağınklığı, 2) aşırı hareketilik ve 3) dürtüsellik. Bazı kişilerde son ikisi bulunmadan sadece dikkat dağınılığı ile seyredebilir. Dikkat eksikliği ya da dağınıklığı kendisini şu şekilde belli eder: dikkatini ayrıntılara verememe ve dikkatsizce hatalar yapma; başladığı işleri sürdürememe; konuşulanları dinleyememe; bir şey yaparken dikkatinin kolayca dağılması; organize hareket edememe; zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınma; eşyalarını kaybetme; dikkatin dış uyaranlarla kolaylıkla dağılması; unutkanlık. Aşırı hareketlilik kendisini şu şekilde belli eder: elleri, ayaklarının kıpır kıpır olması ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durma; bir yerde uzun süre oturamama; sürekli sıkıntı hali; aktiviteleri sakin bir biçimde yapamama; sürekli haraket halinde olma; çok konuşma. Dürtüsellik kendisini şu şekilde belli eder: Söz kesme, lafın arasına girme, düşümeden konuşma; sıra bekleyememe.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği yaşla düzelmez

DEHB genellikle çocuklukta başlar. Eskiden, bu belirtileri gösteren çocukların ergenlikte düzeldiği söylenirdi. Oysa araştırmalar gösterdi ki çocuklukta başlayan bireylerin % 60’ında belirtiler erişkin hayatta da devam etmektedir. Yaş ilerledikçe hastalığın belirti profilinde değişiklik görülür. Genellikle hiperaktivite geriler ya da çocukluk çağındaki amaçsız kıpır kıpırlık erişkinlikte amaçlı bir hale dönüşür. Aşırı koşan, tırmanan çocuk erişkinlikte hareketli işlerle ilgilenebilir. Ancak dikkat dağınıklığı ve organize olamama hali hayatı önemli ölçüde etkilemeye devam eder. Kişiler erişkin hayatta da işlerini sürdüremeyebilir, ani kararlar alabilirler.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği Belirtileri zamanla şekil değiştirebilir

DEHB olan çocuklarda tanı koymada en etkili belirtiler 1- dikkatini devam ettirmede zorlanma; 2-etrafta sürekli gezinme; 3- oturma sırasında zorlanma; 4- otururken rahatsız olma; 5- boş zamanını sakin şekilde geçirmede zorlanma; 6-gitmeye hazır olmadır. Oysa erişkin hayata gelindiğinde en duyarlı belirtiler 1- boş zamanını sakin şekilde geçirmede zorlanma; 2- patlarcasına cevap verme; 3- kuyrukta beklemede zorlanma; 4- diğerlerine müdahale etme olarak bildirilmiştir. Görüldüğü gibi çocukluk çağı DEHB için karakteristik olan belirtiler erişkin dönemi için aynı duyarlılıkta değildir.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği erişkin hayatta ciddi sorunlara yol açabilir

DEHB nedeniyle tedavi arayan erişkinlerin en önemli şikayetlerinin, iş yerinde zorluklar ve sık iş değiştirme, organizasyon eksikliği, düşük benlik saygısı, becerilerini göstermede yetersizlik ve bunun yanında daha tipik olan unutkanlık ve konsantrasyon eksikliği olduğu belirtilmiştir. Bu belirtilen şikayetlerin ancak bir kısmı DSM IV kriterlerinde kapsanmaktadır. Tanı konmamış fakat belirgin DEHB’si olan erişkinlerde yapılan bir çalışmada, en belirgin semptomların distraktibilite (dikkatin kolay çelinebilmesi), dürtüsellik ve hareketlilik olduğu görülmüş; bunun yanında yakın ilişki kurmada zorluk, azalmış kendine güven, potansiyellerini ortaya koymada zorluk vurgulamışlardır. Demek ki çocuklar için oluşturulmuş olan tanı ölçütleri DEHB’li erişkinlerin yaşadığı zorlukları yeterince yansıtmamaktadır.

Tahminlere göre, DEHB tanısı alan erişkinlerin 1/3’ü ilerleyen zamanla anlamalı düzelme,1/3’ü bazı problemlerin devam etmesi diğer 1/3’ü ise ciddi problemlerin devam etmesi şeklinde sonuçlanmaktadır. Bazı çalışmalar, DEHB hikayesi olan erişkinlerin %10-20’sinin minimal problemleri olduğunu, %60’ında DEHB semptomlarının sosyal, akademik, duygusal problemlerin en azından hafif ve orta derecede devam ettiğini göstermektedir. %10-30’unda ise DEHB zorluklarının ötesinde antisosyal problemlerinin ve eştanıların eklenmesi ile sonuçlanmaktadır. Kadınların antisosyal problemler açısından erkeklerden daha az riskli oldukları bildirilmiştir. Çocuklukta eşlik eden davranış problemlerinin olmayışı erişkinlikte antisosyal davranışların olmaması konusunda olumlu bir veri olarak kullanılabilir. Yine de bu davranım problemlerinin oluşu erişkinlikte antisosyal davranışların olacağının belirleyicisi değildir. Bir çalışmada DEHB tanısı alan çocukların erişkin hayata geldiklerinde sadece % 11’inde belirtilerin tamamen kaybolduğunu, % 79’unun kişisel problemler yaşadığı, % 75’inin kişiler arası ilişkilerde problemler yaşadıkları bulunmuştur. Aynı çalışmada hastaların %10’u intihara teşebbüs etmiş ve % 5’i kaza veya intihar nedeniyle ölmüştür. Ayrıca DEHB tanılı erişkinlerin sıklıkla işten kovuldukları, iş değiştirdikleri ve DEHB tanısı olmayanlara göre daha düşük iş performansı ile değerlendirildikleri bildirilmiştir.

Cinsiyet de klinik görünüm üzerinde etkilidir. Çocuklarda genel toplumda erkek/kız oranı 3/1 iken klinik örneklemde bu oran 10/1’e çıkmakta, erişkin populasyonunda ise 3/2 durumundadır. Cinsiyetin DEHB üzerine etkisini araştırmak üzere yapılan bir araştırmada 6-17 yaş arası erkek ve kızlar ile çalışılmış ve cinsiyet ile eştanı durumu arasında bir farklılık gözlenmemiş fakat erkeklerde davranış bozuklukları açısından iki kat daha fazla sıklık görülmüştür. Yıkıcı davranış bozuklukları çocukların tedavi amaçlı kliniklere başvuruların en önemli nedenidir, bu nedenle de erkek/kız oranının daha yüksek olarak ortaya çıkmasındaki esas neden bu olabilir. Bunun yanında ise erişkinler iş ya da ev yaşamında bir sorun yaşadıklarında kendileri kliniğe başvurmaktadır.

Belirtilerin şiddeti erişkinlikte azalmış bile olsa etkileri ciddi olabilir

Çocukken aşırı hareketli olup sonradan durulan çocukların düzeldiğine hemen karar verilemez. DEHB için ‘düzelme’ nin anlamının çok iyi belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü birçok vaka eşik altı düzeyde belirtiler yaşamaya devam eder; birçoğu da bir sadece belli belirtileri göstermeyi sürdürür. Bu nedenle DEHB tanısı almasa da birçok vakanın DEHB belirtilerinden dolayı işlevselliklerinde bozulma olduğu gözlemlenmiştir.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği kalıtsaldır

Son yıllarda yapılan çalışmalar Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) erişkinler arasında ortalama %4 sıklıkta olduğunu ortaya koymuştur. Çocukluk döneminde başlayan bu sendrom, %75 genetik geçiş gösterir ve kalıtsal özelliği ve dolayısıyla da biyolojik yönü en güçlü olan psikiyatrik rahatsızlıktır. Bu kalıtsal geçiş yetiştirmenin etkisinden bağımsızdır. Çünkü evlat edinme araştırmaları, DEHB sıklığının biyolojik akrabalığı olan çocuklar ve ebeveynlerde evlat edinilmiş çocuklara kıyasla daha yüksek olduğunu göstermiştir. Hiperaktif çocukların biyolojik ebeveynlerindeki hiperaktivite oranlarının, hiperaktif çocukları olan evlat edinmiş ebeveynlerdekinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. DEHB olan hastaların birinci derece akrabalarına DEHB sıklığı diğer insanların akrabalarına göre 5 kat daha fazladır. DEHB tanısı alan hastaların kardeşlerinin kontrollere göre 2-3 kat daha fazla DEHB tanısı aldıkları bulunmuştur. İkizlerde yapılan çalışmalar, tek yumurta ikizlerindeki DEHB sıklığının çift yumurta ikizlerinden daha yüksek olduğunu göstermiştir.

DEHB’nin nedeni çoğunlukla biyolojiktir

DEHB’nin biyolojik temeliyle ilgili bugün en çok üzerinde durulan noktalar beyinde dopamin ve noradrenalin salgı sistemlerinde düzensizlik olmasıdır. Genetik araştırmlarda bu kişilerin dopamin ile ilgili genlerinde problemler olduğuna işaret etmektedir. Ancak şunu da unutmama gerekir ki DEHB gelişip gelişmemesi hem biyolojik hem çevresel faktörlerin bir ürünüdür ve bu durumda biyolojik yatkınlığı olan bazı bireylerde hiçbir zaman DEHB gelişmeyebilir.

DEHB’nun temelinde bazı beyin lezyonlarının olabileceği üzerinde durulmuştur. Araştırmalar özellikle beynin prefrontal korteks denilen bölgesine ait yapısal ve işlevsel problemlerin varlığına işaret etmektedir.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği başka psikiyatrik tablolarla karıştırılmamalıdır

DEHB’yi bazı başka psikiyatrik tablolarda ayırt etmek gerekir. En sık karıştırılabilen psikiyatrik bozukluklar şunlardır: anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları (özellikle sınırda ve antisosyal), ajite depresyon, iki uçlu duygudurum bozukluğu tip 2 ve siklotimi. Ayırıcı tanıda dikkat edilmesi gereken noktalar şöyledir: DEHB belirtileri erken çocukluk yıllarından beri vardır, epizotlar halinde seyretmez (süreklidir), duygudurum değişkenliği karakteristiktir ancak uzun süren epizotlar oluşturmaz, DEHB belirtileri görüşme sırasında gözlenmeyebilir.

Anksiyete bozukluklarında görülen huzursuzluk, psikomotor ajitasyon ve buna bağlı konsantrasyon bozukluğu, DEHB belirtileri ile karışabilir. Anksiyete bozukluklarında kaygı ve endişeler ön plandadır ve söz konusu belirtiler bunlarla ilişkilidir. Oysa DEHB hastaları kolay risk alan “gözü kara” kişilerdir. Aksiyete hastaları, zihinleri endişeli düşüncelerle dolu olduğu için konsantre olamazlar. Oysa DEHB hastalarında düşünceler akışı genel olarak hızlanmıştır ve bu nedenle konsantre olamazlar.

Kişilik bozukluklarında görülen dürtüsellik, insan ilişkilerinde yüzeyellik ve değişkenlik, duygudurumunda hızlı değişiklikler, sürekli sıkıntı hissi, DEHB belirtileri ile karışabilir. Dürtüsellik, hem sınırda kişilik bozukluğu hem de DEHB’nda ortaktır. Ancak kişilik bozukluğunda hiperaktivite tipik değildir. Çocukluk çağında davranım bozukluğunun eşlik etmediği DEHB olguları antisosyal kişilik bozukluğu belirtileri göstermez.

Ajite bir depresyon olgusu ile tekrarlayan başarızlıklar nedeniyle kendine güveni bozulmuş, depresif duygudurum yaşayan ancak duygudurumu reaktif bir DEHB olgusu birbiriyle karışabilir. Saf bir DEHB’da depresif duygudurum depresyon tanısı koyduracak kadar uzun süreli değildir, depresyonun vejetatif belirtileri (uyku ve iştah bozukluğu vb) görülez.

DEHB, duygudurumda dalgalanma nedeniyle duygudurum bozuklukları ile karışabilir. DEHB’da dürtüsellik daha karakteristiktir ve duygudurumdan bağımsız bir süreklilik gösterir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite de daha süreklidir.

Dikkat Dağınıklığı ve Dikkat Eksikliği’nin tedavisi mümkündür

DEHB hastalarının %90’ı tedaviye cevap verir. Erişkinlerde DEHB’da uygulan başlıca tedavi yaklaşımları ilaç tedavisi ve psikolojik/davranışsal terapilerdir. Orta ve ağır durumlarda mutlaka ilaç tedavisinin kullanılması gerekir. DEHB tedavisinde kullanılan ve ülkemizde piyasada olan başlıca ilaçlar Metilfenidat formları (Concerta ve Ritalin) ve Atamoksetindir (Strattera). Bunların dışında eşlik eden psikiyatrik sorunlara göre bazı antidepresan ve antipsikotik ilaçlar da kullanılabilir.

Erişkinlerde de oldukça yaygın ve tedavi edilebilir bir psikiyatrik sorun olan dikkat eksikliği hiperaktivitenin daha iyi tanınması ve tedaviye yönelndrilmesi hem bu insanların yaşam kalitelerini önemli ölçüde arttıracak hem de çevrelerindeki insanların yaşadıkları zorlukları azaltacaktır.